Geç Gelen Farkındalık ve Yeni Bir Başlangıç

Geç Gelen Farkındalık ve Yeni Bir Başlangıç

“Eğer o kadın oğlumu aldatıyorsa, bugün onu kendi evinden kapı dışarı edeceğim,” diye fısıldadı Gülseren. Kimsede olmadığını sandığı yedek anahtarı kilide yavaşça kaydırdı.

Saat öğleden sonra dördü biraz geçiyordu. İstanbul Kadıköy’ün en modern sitelerinden birinde, sessiz koridorda tek başınaydı. Gülseren bu saati bilerek seçmişti; çünkü oğlu Selim’in akşam yediye kadar mühendislik firmasında çalıştığını, gelini Ceyda’nın ise her öğleden sonra pilates dersi verdiğini biliyordu.

Gülseren aylardır kimseye söylemeden bu eve gizlice giriyordu. Kendini asla müdahaleci bir kayınvalide olarak görmüyor, aksine oğlunu koruyan fedakâr bir anne olduğuna inanıyordu. Buzdolabındaki yemekleri kontrol ediyor, banyonun temizliğine bakıyor, Ceyda’nın harcamalarını inceliyordu. Kimseye haber vermeden yaptırdığı gizli anahtarların bir gün işe yarayacağından emindi.

Ve o gün gelmişti.

Bir gün önce gelini Ceyda’yı lüks bir cipin yanında, şık giyimli bir adamla neşeyle gülerken görmüş ve hemen ihanet hükmünü vermişti. “Benim garibim işte ömrünü tüketsin, bu da elin adamıyla gezsin,” diyerek kendi öfkesini körüklemişti.Devamı diğer sayfada

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir