“TBMM’de sadece çözüm süreci komisyonu çalışıyor gibi görünse de hükümetin attığı her adım, aldığı her karar tartışma konusu oluyor. 6,5 memur ve emeklisine yapılan zam ve konunun ele alınış biçimi en büyük tartışma konusu” diye yazan Nuray Babacan, AK Parti içinde ‘süreci kötü yönettik’ sözlerinin yankılandığını ileti sürdü. “SEKTÖREL BAZLI YAKLAŞILMALI…” “AKP içinde, kamu çalışanlarına yapılan zam konusu, işin maliyetinden çok yönetim biçimi açısından eleştiriliyor. Sorunun uzlaşmayla çözülmesi için çaba sarf edilmeden hakem heyetine gitmesine tepki büyük. 6,5 milyon gibi büyük bir kitleye sektörel bazlı yaklaşılması, alt başlıklar üzerinden çözüm aranması gerektiğini söyleyenler var” detayını paylaşan yazar, emeklilere dair konuşulanları da aktardı. “ÖZEL ÇALIŞMA YAPILMASI GEREKİYOR…” Partililerin, toptancı bir bakış açısı yüzünden kimseyi memnun edemediklerini, bunun da zaten sıkıntılı olan toplumsal barışa ciddi darbe vuracağını söylediğini belirten Babacan, “Partinin oy deposu olun emeklilerin de kaybedildiği endişesi yaşanıyor” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti: “AKP’lilerin sık sık önüne gelen diğer konu ise emekli maaşlarındaki farkın kapanması ve dengenin ortadan kalkması. ‘Düşük emekli maaşlarını düzeltiyoruz diyerek, 4 bin iş günü olanlar 2 bin iş günü olanı birbirine yaklaştırdık. Neredeyse aynı maaşı alıyor. Hem adaletsizlik hem haksızlık hem de maaş dengesi bozuldu. Bunun için özel çalışma yapılması gerekiyor. Bu süreç de kötü yönetiliyor…’ yorumları yapılıyor.” “ADAMI RAHAT BIRAKMADILAR…” Yazısının devamında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ‘iyi niyetli ve samimi’ olduğunun partinin büyük çoğunluğu tarafından kabul edildiğini belirten Nuray Babacan, “Ancak ekonomi dengeleri tutturma konusunda kolunun uzanmadığı alanlar ve sektörler olduğunu söyleyenler var” dedi. “‘MÜDAHALE OLMAYACAK’ DENMELİ…” AK Partili bir ismin “Adamı üç ay rahat bırakmadılar. Sürekli müdahale, sürekli talep. Ekonomi programını sürekli delme çabaları var. 1,5 yılda beklentiler gerçekleşmedi” dediğini ileri süren Babacan, yine aynı ismin “‘Sana 6 ay daha süre veriyorum. Hiçbir müdahale olmayacak bildiğini yap. Sonra konuşalım’ denmeli. Adamı rahat bırakmadılar…” şeklinde konuştuğunu iddia etti. Muhabir: ADMİNN kaynak : https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/foto-galeri/ak-partide-mehmet-simsek-tartismasi-surec-kotu-yonetiliyor

AK Parti’de Mehmet Şimşek tartışması

Devamını oku
Korgeneral Erdoğan Ve Bahçeliyi Rezil Etti Helal Olsun Korgeneral Hurşit Tolon’dan Sert Tepki: “Şehitlerimizin Kabirlerini İmralı’ya Nakledin Daha İyi! Türkiye’nin terörle mücadelesinin sembol isimlerinden emekli Korgeneral Hurşit Tolon, teröristbaşı Abdullah Öcalan üzerinden yeniden başlatıldığı iddia edilen “açılım süreci”ne çok sert sözlerle tepki gösterdi. Tolon, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” çağrısına ve İmralı’da Öcalan için yeni bir yapı yapılacağı iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu: Şehitlerimizin kabirlerini oraya taşısınlar daha iyi! Terörist için ada tahsis etmek devlet aklıyla bağdaşmaz. Kahraman Komutan”dan Açılım Tepkisi 1999 yılında Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilen Abdullah Öcalan’ı İmralı’ya götüren özel timin içinde yer alan ve yıllarca FETÖ kumpasları nedeniyle hapis yatan emekli Korgeneral Hurşit Tolon, Sözcü TV’de gazeteci Saygı Öztürk’e konuştu. Tolon’un sözleri, sadece devletin değil, milletin de vicdanında derin yankı buldu. MHP lideri Bahçeli’nin Meclis’te yaptığı “umut hakkı” çıkışına ve kamuoyunda dillendirilen “İmralı’ya yeni yapı yapılacağı” iddialarına karşı, Tolon’un ifadeleri dikkat çekiciydi: Devlet, terörist için ada mı tahsis edecek? Malikane mi yapacaklar oraya? Böyle bir şey olacaksa, şehitlerimizin kabirlerini de İmralı’ya nakletsinler, daha yerinde olur!”*

Şehit Yakınlarına Böyle Tercüman Oldu

Devamını oku
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan süreçte terörist başı Abdullah Öcalan terör örgütü PKK’ya silah bırakma çağrısı yaptı. İmralı heyetinin 10 Nisan Perşembe günü Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesi de Türkiye gündeminde geniş yer buldu. Ankara Araştırma ve Danışmanlık Direktörü Mert Uzunsoy DEM Parti- AK Parti görüşmeleri sonrası yaşanan son gelişmeler karşısında “DEM Parti seçmeni AKP’ye mi CHP’ye mi daha yakın?” araştırması yaparak kamuoyuyla paylaştı. SÖZCÜ TV’de Öncesi Sonrası programına katılım gösteren kamuoyu araştırmacısı Mert Uzunsoy, “DEM Parti’den CHP’ye kayda değer bir oy geçişi görebiliriz” ifadelerini kullandı. “İLK DEFA TERSİNE GEÇİŞ GÖRÜYORUZ” Mert Uzunsoy, şunları söyledi: “2023’te DEM Parti’ye oy verdiğini söyleyen 100 seçmenden 7’si bugün CHP’ye oy vereceğini söylüyor. Bu son dönemde görmediğimiz kadar büyük bir geçiş. Biz CHP’den HDP ve DEM Parti’ye geçişler görürdük genel seçimlerde. İlk defa tersine bir geçiş görüyoruz. 4-8 Nisan tarihleri arasında Türkiye genelinde yüz yüze bir araştırma gerçekleştirdik. Sektörün öncü şirketlerinden birisinin de verileri paylaşıldı. Orada da bizim verilerimizle örtüşen bir sonuç çıktı. Ekrem Bey’le DEM Parti seçmeninin oy verme eğiliminin biraz daha yüksek olduğunu biliyoruz. Ankara’da da seçmeninin neredeyse yarısı oyunu Mansur Bey’den yana kullandılar. DEM Parti’yle ilgili eski ezberleri baz almak çok doğru değil. Özellikle Batı’daki DEM Parti seçmenleri için. DEM Parti seçmeninde ileri düzeyde sekülerleşme, şehirleşme, Ankara merkezli siyasi partilere yakınlaşma devam ediyor.”

Resmen Kaybetti

Devamını oku
Umre ziyaretlerinin devam ettiği kutsal topraklardan gelen bir görüntü, sosyal medyada yeni ve büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Arap olduğu tahmin edilen bir kadının, Kabe’nin hemen yanı başındaki yüksek katlı, lüks otellerden birinde çektiği video, kısa sürede viral oldu. Videoda, tesettürlü bir kadının, Kabe’yi tam karşıdan gören odasının balkonunda veya penceresinin önünde, zengin bir kahvaltı sofrası kurduğu görülüyor. Sofrasında çeşit çeşit kahvaltılıklar ve şerbet olduğu tahmin edilen bir içecekle Kabe manzarasına karşı poz veren kadının bu görüntüleri, büyük tepki topladı. Video, kısa sürede Türkiye’deki sosyal medya kullanıcılarının da gündemine düştü. Binlerce kullanıcı, bu paylaşıma sert tepki gösterdi. Gelen yorumlarda iki ana eleştiri öne çıktı: Filistin’deki Açlık Dramı: En büyük tepki, bu lüks ve israf görüntüsünün, aynı dine mensup insanların Filistin’de yaşadığı açlık, katliam ve dramla olan tezatlığı üzerinden geldi. Kullanıcılar, “Bir yanda kardeşlerimiz açlıktan ölürken, Kabe’ye karşı bu şatafat nasıl bir vicdana sığar?” şeklinde yorumlar yaptı. İbadetin Gösterişe Dönüşmesi: Birçok kullanıcı ise, ibadetin ruhuna aykırı olan bu gösteriş merakını eleştirdi. “Allah haccını, umreni kabul etsin!” gibi imalı ve alaycı yorumlarla, ibadetin bir sosyal medya şovuna dönüştürülmesine tepki gösterildi. Aslında, Kabe’nin etrafını saran lüks otellerde konaklayarak ibadet edenlerin yaptığı bu tür sosyal medya paylaşımları, uzun süredir bir eleştiri konusuydu. Ancak, Filistin’de yaşanan insanlık dramının bu denli ağırlaştığı bir dönemde gelen bu son görüntü, tartışmayı ve öfkeyi yeni ve çok daha sert bir boyuta taşıdı.

Bakın Paylaşan Kim

Devamını oku
Doğum günü geldiğinde, doktor onu muayene etti ve yüzü soldu. “Ma’am… üzgünüm ama bu bir hamilelik değil,” dedi sessizce. Karnında gelişen şey, hamilelik değil, büyük bir tümördü. Onun için yılların hayali, umutlarla kurduğu dünya bir anda çöküverdi. Testler hormon değişimleri yüzünden yanıltıcı sonuçlar vermişti; uterusunda değil ama karın bölgesinde benign (iyi huylu) bir tümör büyüyordu. Acil ameliyatla tümör alındı, hayatı kurtarıldı. Doğmamış çocuğu olmamıştı; ama kazandığı şey, hayatının kıymetini bilmek, sevginin ve umutların değerini yeniden hissetmekti. Doktor ona, “Sen gerçekten güçlü bir kadınsın,” dediğinde ilk kez uzun zamandan sonra içten bir gülümseme kondurdu yüzüne.

56 yasindaydı

Devamını oku
"MALİ BAĞIMSIZLIK SIFIR BORÇ DİYE ALGILANIYOR" "Ali Koç olmasa kulüp dönmez, maaşlar ödenmez diyorlar. Fenerbahçe hala güçlü bir ekonomik figüre ihtiyaç duyuyor mu?" şeklinde yöneltilen soruyu cevaplayan Ali Koç şöyle konuştu: "Ben böyle bir şey hayatta demem. Şunu yaptım, bunu demem. Öyle biri değilim. Fenerbahçe mali özgürlüğüne kavuşurken verdiğimiz sessiz mücadele buydu. 347 milyon kredi borcundan 69 milyona indik. 383 küsür milyon euro yükümlülükler, kredi kuruluşları dışında borçlar, 220'lere indi. Borcun her zaman olcak. 3-5 yıllık kontrat yapıyorsun, olacak. Mali bağımsızlık, kulübün kendi finansal kararlarını kendi vermesidir. İnsanlar bunu sıfır borç diye algılıyor. Yarın stadyumu yapacağımız zaman, 100 milyon dolarlık proje, 15 bin ekstra kapasitenin getireceği gelir 'credible' yapıyor. "ALİ KOÇ YOKSA DA FENERBAHÇE DÖNER" Mali özgürlük, sıfır borç değil. Kendi finansal kararlarını, kendinin verebileceği bir nokta. Gelirin yüzde 100'ünü kullanabilme imkanı. 2 senedir yüzde 50'ini kullanıyoruz. Ali Koç yoksa da Fenerbahçe bir şekilde döner. Anlatmaya çalıştığım, boyutlar değişti. Eskiden en başarılı branşımız erkek basketbolda, 15-16 milyon Euro açıklar verdi. Sertaç Bey, 6 milyon Euro'ya indirdi açığı. "FENERBAHÇE YÖNETİMİN DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYUYOR" Kapı kapı dolaşıyoruz dilenci gibi. Fenerbahçeli iş adamlarından destek istiyoruz. Onlar da biliyor ki biz de çok fedakarlık yapıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü mükemmel işleyen bir kulüp. Hiçbir başkanın ya da yöneticinin kaynak aktarmadığı zaman tarihin en iyi noktasına gelmiştir. Şu an o noktadan uzağız. Fenerbahçe şu an yönetimin desteğine ihtiyaç duyuyor. Faize kadar karlı bir branş futbol. Faiz var, diğer branşlar var, yeni projeler için kaynak ihtiyacı var. Ben ekibimle gurur duyuyorum, 175'ten 300 milyonlara geldi gelir. Arsaların bir kısmının da borcunu biz ödedik, krediyle alınmıştı. Kısa vadede mali bağımsızlık, orta uzun vadede sadece Fenerbahçe değil, tüm kulüpler kendi gelirleriyle kendini çevirmek durumunda. Şu an orada değiliz. "ŞAHSİ DESTEĞİM DEVAM ETMEZ" Bizim haziranda seçim yapmamamızın sebebi, eylüle atmamızın iki sebebi var. Sezon planlaması biri. 7 senedir verdiğimiz mücadelenin, canımız çıkmış, bu süreci bitirmekti. Öyle geçti bütün yazımız. Geldiğimiz nokta itibarıyla, bizim yaptığımız, dizayn ettiğimiz süreçle Bankalar Birliği'nden çıkılıyor. Sadettin Bey ve ekibi, finansal konulara nasıl bakıyorlar, onlara göre kaynak sorunu yok. Benim şahsi desteğim devam etmez ama sponsor desteğimiz, anlaşmalar var. Sürdüğü kadar devam edecek. Ben yönetimde değilken de her zaman sponsor olurduk. Çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını vermek de bu noktada olmaz. Ben bunu konuşmaktan hoşlanmıyorum." "BELEDİYE BAŞKANININ ŞUURSUZ AÇIKLAMASI FİTİLİ ATEŞLEDİ" Fenerbahçe-Trabzonspor maçı sonrası Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in tartışma yaratan 'şike' sözleri sonrası iki camia arasında yaşanan gerilime değinen Ali Koç, " "Maçtan 1 saat önce beraber Ertuğrul Bey ile yemek yedik. Belki biz 3 Temmuz'a mı gidiyoruz, o iş mi hortluyor? Hadsiz belediye başkanının şuursuz açıklaması fitili ateşledi. İlk açıklaması değil. Kendisi avukat. 3 Temmuz falan, avukatının FETÖ ortaklığı falan bakmakta fayda var. Fenerbahçe belini düzeltti, finansal açıdan bir noktaya geldi, kadrosunu düzeltti, tekrar mı 3 Temmuz! Biz 3 Temmuz'dan önce 1 milyar dolardı Fenerbahçe'nin değeri, 5'te 5 yaptık tüm branşlarda. Sonrası malum. Bir tanesi savcının önüne koyduğu şeyi imzalayan, polisleri öven, bizi söven adam aday oluyor. Ne yazık ki başkanvekili yapacağım dediği için Sadettin Bey de, onun duruşu da iyi değildi o dönem. Radyo demiyorum, Zaman gazetesinden bir röportaj geldi. O da aynı şeyi söylüyor, cemaat falan şike oldu diyor. İnanamadım bunu dediğine. Başka görüntüler de düştü. Hakan Bilal Kutlualp ile yol yürüyecekse, benim bu kadar takık olduğum... Ben 3 Temmuz'un dibini yaşadım. 5-6 kişiydik kulüpte kalan. Her gün kot, tişört, çorap, lastik ayakkabı dışarı koyardım. Gelirlerse hazırlıklı olalım diye. Çocukların, okulda hayatları karardı. Sokakta gazlar yedik, yaralandık mücadele uğruna. Bu adamlar hiçbir şey yapmadı. Birdenbire bakıyorum, tekrar bir şey mi hortlatılıyor. Kim ya büyükşehir belediye başkanı, konuşuyor. Sen kendi ortağına bak konuşmadan önce." diye konuştu. "AKP BİR ŞEY YAPMAK ZORUNDA" Ali Koç ayrıca asıl muhattaplarının AKP olduğunu söyleyek şu ifadeleri kullandı: "Bizim muhatabımız AKP'dir, bir şey yapmak zorunda. Ucuz kahramanlıkla 25 milyonluk camiayı karşısına alıyorsa partinin bileceği iş. Sen suçluyu, örgütü övüyorsun. Sen Cumhurbaşkanımız noktasında mısın, Cumhurbaşkanımızın mektubu müzemizde duruyor, sitayişle bahsediyor mücadelemizden yoksa terör örgütü yanında mısın? 15 Temmuz'da hangi taraftasın belediye başkanı!" Kaynak: Yeniçağ Gazetesi

Ali Koç’tan AKP’ye tehdit

Devamını oku
Yıldırım, videoyu çeken kişilerle ilgili olarak “Oğlunun bize borcu var” şeklinde bir iddianın ortaya atıldığını ve bunun şantaj amaçlı kullanıldığını söyledi. Oğlunun geçmişteki ticari ilişkilere bağlı zor bir süreç yaşadığını belirten Yıldırım, oğlunun yaklaşık 7–8 ay önce iş hayatını bıraktığını ve şu anda kendisinin desteğiyle geçindiğini anlattı. Başkan Yıldırım, galericilik yapan bazı kişilerin oğlunu mağdur ettiğini öne sürerek, “Oğlum, geçmişteki ticari ilişkilerinden dolayı zor duruma düştü. 7-8 ay önce ticareti bıraktı, benim desteğiyle geçiniyor. Galericilik yapan bazı kişiler, 500 bin liralık aracı 1 milyona satıp, sonra aynı aracı 500 bine geri almışlar. Oğlum bu hataya düştü. Karşımda gerçek bir alacaklı yok. Elazığ’da bu kişiler adeta pisliğin merkezi olmuş. ‘Oğlunu kandırırız, siyasi gücün var, ödersin’ dediler. Ben de ‘Vallahi de billahi de ödemem’ dedim.” şeklinde konuştu. Yıldırım, videonun bir yıl önce çekildiğini ve görüntüleri saklayan kişinin oğlunun eski iş ortağı olduğunu ifade etti. Emniyet ve valilikle sürekli irtibat halinde olduğunu belirten Yıldırım, tefecilik iddialarını emniyete bildirdiğini; şüphelilerin gözaltına alınıp imza karşılında serbest bırakıldığını öne sürdü. Oğlunun hatası varsa hesabının sorulmasını istediğini söyledi. Olayı siyasi bir kumpas olarak niteleyen Yıldırım, il başkanlığı görevini hedefleyen çevrelerin bu krizi organize ettiğini öne sürdü. Altı yıldır il başkanı olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Video bir yıl önce çekilmiş, ortağı saklamış. Emniyet müdürü ve valiyle sürekli temas halindeyim. Oğlumun hatası varsa, bunun hesabı sorulsun. Tefecileri emniyete bildirdim, gözaltına alındılar ama imza karşılığı serbest bırakıldılar” dedi. Yıldırım ayrıca, partisindeki bazı kişilerin il başkanlığına göz diktiğini söyleyip, siyasi bağlantılarına ilişkin şu savunmayı yaptı: “Beni oğlumla mı vuracaksınız? Asıl siz oğlunuzla vurulursunuz. Bu tamamen siyasi bir oyun. Akçeli işlere bulaşmadım, kimsenin adamı olmadım, sadece reisin adamı oldum. Belediye ve milletvekilliği seçimleri geçti, bazıları il başkanlığına göz dikti. Kimseye prim vermedim. Teşkilat Başkanı’na da söyledim: ‘Biz’den ‘Ben’e kayarsak, duvara toslarız.” Kaynak: Yeniçağ Gazetesi

Babası Bakın Kim Çıktı

Devamını oku