2017 senesinde oluşturulan raporda kolon ve kirişlerinin yüzde 90 oranında çürük bulunduğu ve mümkün bir depremde yıkılabileceği belirti edilen Denizli Devlet Hastanesi’nde tavan çöktü. Balıkesir’in Sındırgı ilçesindeki 6.1 büyüklüğündeki depremin bir gün sonrasında ortaya gelen vakanın sonrasında çok sayıda sendika, Sıhhat Bakanlığı’na hastanenin bir an evvelce tahliye edilmesi davetinde bulundu. 8 bloktan meydana gelen Denizli Devlet Hastanesi’nde tavan çöktü. 2017 senesinde hazırlanan raporda, hastanenin mümkün bir depremde yıkılabileceği, kolon ve kirişlerinin büyük ölçüde çürük bulunduğu belirtilmişti. Hastanenin zemini killi kumdan oluşuyor ve 4 metre derinlikte suya rastlanıyor.

Devlet Hastanemiz Çöktü

Devamını oku
Öne çıkan isimler arasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın, daha evvelce 2. dalgada gözaltına alınıp serbest bırakılan Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu ve Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay da yer alıyor. Operasyon kapsamında gözaltına alınanlar arasında ilaveten KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay, Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar ve Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık da bulunuyor. Soruşturma Kapsamında Gözaltına Alınan İsimler: Kadriye Kasapoğlu (İBB Özel Kalem Müdürü) Mustafa Akın (İBB Koruma Müdürü) Ali Kurt (KİPTAŞ Genel Müdürü) Arif Gürkan Alpay (Genel Sekreter Yardımcısı) Ziya Gökmen Togay (İSTAÇ Genel Müdürü) Yavuz Saltık (Muhtarlıklar Daire Başkanı) Ceyhun Avşar (Raylı Sistemler Daire Başkanı) Altan Gözcü, Bülent Yılmaz, Murat Erenler, Nezahat Kurt, Serpil Kadıoğlu, Ufuk Tetik (ASOY çalışanları) ASOY ve Adem Soytekin Ayrıntısı Gözaltına alınan isimlerin bazıları, daha evvelce tutuklanan iş insanı Adem Soytekin’in sahibi bulunduğu ASOY İnşaat ile bağlantılı. Soytekin, dün yaptığı bildirimde “Anayasal haklarım ihlal edildi” diyerek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel müracaatte bulunduğunu duyurmuştu. Savcılık Açıklaması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, KİPTAŞ, İSTAÇ ve Yol Bakım Daire Başkanlığı’nda usulsüzlük belirleme edildiğini, bu kapsamda 49 şahıs ile ilgili gözaltı, arama ve el koyma işlemlerinin başlatıldığını duyurdu. Gözaltı süreci İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü doğrultusundan yürütülüyor.

Abdullah Gül’ün Başı Dertte. Oda alındı

Devamını oku
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. İsrail’in “vadedilmiş toprak” söylemlerine sert tepki gösteren Erdoğan, İsrail yönetiminin bir dine değil “sapkın bir ideolojiye” hizmet ettiğini söyledi. Erdoğan, “Netanyahu ve çetesi dünyaya Siyonizm’in uyduruk masallarını anlatıyor. BM şartı devletlerin toprak bütünlüğünü ve sınırların zorla değiştirilmemesini emreder. ‘Vadedilmiş topraklar’ kavramıyla ortaya konulan senaryolar hukuken geçersizdir” dedi. İsrail hükümetini “faşist bir ideolojiye dönüşmüş cinayet şebekesi” olarak nitelendiren Erdoğan, Netanyahu’yu Hitler’e benzeterek, “Nasıl Hitler ilerlemenin etkisiyle hezimeti göremediyse, Netanyahu da aynı akıbeti yaşayacaktır” ifadelerini kullandı. İsrail’in sadece Müslümanlara değil, Hristiyan ve Musevilere de zarar verdiğini vurgulayan Erdoğan, Siyonizm’in tehlikeli bir ideoloji olduğunun altını çizerek ” İsrail, peygamberlerimizin mübarek hatıralarını kirletemez. İslam dünyası bu alçak saldırıya ilimle, irfanla karşılık vermeli. Ülkeler arasında güvenlik, iş birliği, istihbarat paylaşımı ve kriz yönetimi mekanizmalarının geliştirilmesi hayati önemdedir. Peygamberimizin ‘Ey Allah’ın kulları kardeş olun’ çağrısına uyarak kardeşliğimizi pekiştirmeliyiz” ifadelerine yer verdi. Sözlerinin devamında Filistin’in Batılı ülkeler tarafından tanınmasının İsrail’i köşeye sıkıştıracağını vurgulayan Erdoğan, ” İsrail, zulmünü artırdıkça gerçek yüzü de ortaya çıkıyor. Filistin’de yıllardır sistematik bir şekilde devam eden İsrail zulmünü görmezden gelenler dahi, ‘artık bu kadar da olmaz’ demeye başladılar. BM Genel Kurulu’nda sizin de ifade ettiğiniz gibi, 142 ülkenin ‘evet’ oyuyla kabul edilen New York Bildirgesi, Filistin meselesinde diplomatik dengeleri kökten değiştiren bir süreç olmuştur. Son dönemde BM oylamalarında çıkan sonuçlar, İsrail’in giderek yalnızlaştığını göstermektedir. Türkiye’nin yıllardır her platformda savunduğu iki devletli çözüm tezi, artık küresel çoğunluğun ortak iradesi haline gelmiştir. Türkiye açısından baktığımızda diplomatik mücadelemizin haklılığı tescillenmiştir. Bir yönüyle BM zemininde alınan bu kararlardaki irade değişiklikleri, İsrail’in soykırım uyguladığının açıkça ortaya çıktığını göstermektedir. Bu, bugüne kadar oylamalarda ‘evet’ diyenlerin yanında yer almayanların da belki zaman içerisinde ‘evet’ yönünde oy kullananların arasına katılmasına vesile olabilir. Filistin’in Batılı ülkelerce devlet olarak tanınması, ben inanıyorum ki İsrail’i daha fazla köşeye sıkıştıracaktır. Biz, bir kez daha BM zemininde bunu haykıracağız. Mazlumların çığlığını dünyaya inşallah duyuracağız” diye konuştu

Bakın ne cevap verdi

Devamını oku
Türkiye ekonomisi son yıllarda büyük bir mali disiplin arayışına girdi. Enflasyonla mücadele, bütçe açığının kapatılması ve uluslararası finans çevrelerinin güveninin yeniden kazanılması için ekonomik kararlar sertleşti. Bu süreçte en çok dikkat çeken isimlerden biri de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek oldu. Göreve geldiği günden bu yana “rasyonel zemin” söylemini öne çıkaran Şimşek, ekonomide yapısal reformları ve bütçe disiplinini temel alan politikaları hayata geçirmeye çalışıyor. Ancak bu politikaların en görünür yüzü art arda gelen vergi zamları ve yeni vergi düzenlemeleri oldu. Bu da toplumun geniş kesiminde ciddi bir bıkkınlık ve öfkeye yol açtı.
Vergi Üstüne Vergi: Halk Nefes Alamıyor
Mehmet Şimşek’in son aylarda gündeme getirdiği vergi paketleri, birçok kesim tarafından “halkın sırtına yüklenen yeni kamburlar” olarak değerlendiriliyor. Öyle ki yurtdışı çıkış harcından, motorlu taşıtlar vergisine, KDV oranlarından, kripto varlık vergilerine kadar pek çok alanda yeni düzenlemeler yapıldı ya da yapılması planlanıyor. Özellikle yurtdışı çıkış harcının 150 TL’den 1500 TL’ye çıkarılması büyük yankı uyandırdı. Bu artış, sadece bir vergi düzenlemesi değil; aynı zamanda “hareket özgürlüğüne bile vergi geldi” yorumlarına neden oldu.
Vatandaşlar arasında en çok konuşulan konulardan biri de temel tüketim ürünlerine gelen dolaylı vergi artışları. Market raflarında her hafta değişen etiket fiyatlarının sadece enflasyon değil, aynı zamanda dolaylı vergiler nedeniyle de yükseldiği belirtiliyor. Dolayısıyla, gelir dağılımında adaletsizliği derinleştiren bu uygulamalar, halkın alım gücünü her geçen gün daha fazla törpülüyor.
Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele mi, Kayıtlıya Ceza mı?
Mehmet Şimşek’in vergi stratejisinin merkezinde “kayıt dışı ekonomiyle mücadele” yer alsa da, uygulamaya baktığımızda asıl yükün zaten vergisini ödeyen, maaşlı kesimin ve küçük esnafın omzuna bindiği görülüyor. Vergi denetmenlerinin artırılması, POS cihazı kullanmayanlara kesilecek cezalar, banka hareketlerinin daha sıkı takibi gibi uygulamalar, halkta “devlet kendi açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalışıyor” algısını güçlendiriyor.
Öte yandan, büyük sermaye gruplarına, holdinglere ya da yüksek kazanç sağlayan bazı sektörlere yönelik ciddi vergi reformlarının eksikliği eleştirilerin hedefinde. “Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak” söylemi, şu anki uygulamalarla örtüşmediği için kamuoyunda bir güvensizlik oluşmuş durumda.
Siyaset ve Toplum Ne Diyor?
CHP’li milletvekillerinden Özgür Karabat başta olmak üzere birçok muhalefet temsilcisi, Şimşek’in politikalarını “orta sınıfı yok eden ve halkı ezmeye yönelik uygulamalar” olarak nitelendiriyor. Karabat yaptığı açıklamada, “Vergi memurlarını halkın tepesine dikeceksiniz. Sonuç yine sıfır olacak. Çünkü bu vergi politikası adil değil, sürdürülebilir değil” diyerek kamuoyunun tepkisini dile getirdi.

Herkes Bu Parayı ödeyecek

Devamını oku
Öncelikle, tartışmanın kaynaklandığı çatışma noktası kurultay konuşması sırasında Özgür Özel’in sarf ettiği “Türkiye’yi seçimden, rakibinden, milletten korkan bir cunta yönetmektedir” gibi ifadeler. Bu ifadeler, AK Parti ve Cumhur İttifakı çevrelerinde sert eleştiriler doğurmuştu. Bahçeli de bu sözlere tepki göstererek Özel’e yönelik “cunta başı iftirası tam anlamıyla akıl tutulması, zeka yoksunluğu…” gibi cümlelerle karşılık verdi. Buna karşılık Özgür Özel, Bahçeli’nin daha önce AK Parti hakkındaki eleştirilerini hatırlatan eski bir konuşmayı ve videoyu sosyal medyada paylaşarak yanıt verdi. Özel, “Sayın Bahçeli bana, ‘Cumhurbaşkanımızı cuntacılıkla suçlamak akıl tutulmasıdır’ demiş. Yanıtını, ‘henüz sarayla ortak olmayan’ Bahçeli’nin kendisi versin” diyerek, Bahçeli’nin geçmişte kullandığı “cunta yönetimlerine benzetme” diline atıfta bulundu. Özel’in mesajının ana fikri, Bahçeli’ye “darbecilerle değil millete yoldaş olmaya” davet: “Cumhur’la ittifak olun, cuntacılarla değil.” Bu sözlerle, Özel hem suçlamayı tersine çeviriyor hem de Bahçeli’yi kendi geçmiş sözleriyle yüzleştiriyor. Özel’in Yanıtının Özellikler Özel’in bu yanıtının “terse yatırmak” olarak nitelendirilmesinin nedeni, birkaç stratejik unsur içeriyor: Arşiv kullanımı: Bahçeli’nin geçmişteki konuşmalarının videolarıyla “çift taraflılık” vurgulanıyor; sadece bugünkü söylemin değil, geçmişte de benzer eleştirilerin yapıldığı hatırlatılıyor. Bu, Bahçeli’nin eleştirileri “geçerli olmayan” bir pozisyonda yaptığı izlenimini zayıflatıyor. Üslup nimeti: Özel’in mesajında “millete yoldaş olun, darbecilere değil” ifadesi, hem halkla bağ kurma hem de Bahçeli’nin söylemiyle arasına mesafe koyma üstünlüğü sağlıyor. Suçlayıcı olmaktan çok çağrısal bir üslup benimseniyor. İttifak ve kimlik vurgusu: “Cumhur’la ittifak olun, cuntacılarla değil” sözüyle Özel, Bahçeli’ye Cumhur İttifakı’nın savunuculuğunu hatırlatırken, söylemin dışındaki unsurlarla bağlantı kurulmasını da reddediyor. Yani ittifak ortaklarının rolüne dikkat çekiyor. Hukuk ve adalet referansı: Özel, “adaletin nefesini kesen iktidar kafası” gibi güçlü ifadelerle Bahçeli’ye, hukukun üstünlüğü ve demokratik normların korunması gerektiği yönünde bir eleştiri de yapıyor. Bu da sadece laf değil, ilkesel bir çerçeve kuruyor.

Özgür özel geçmişi hatırltarak bahçeliyi kapak yaptı

Devamını oku
Parti içindeki görevlerinden bir dönem sorumlu olan Y.S., savcılığa yaptığı başvuruda G.Ö.’nün kendisini baskı altında tutmaya çalıştığını öne sürdü. İfadesinde, G.Ö. ile yaklaşık on yıllık bir tanışıklıkları olduğunu, 2023 yılında ise aralarında duygusal bir ilişki başladığını söyledi. O dönem her ikisinin de evli olduğunu dile getiren Y.S., birkaç kez otelde konakladıklarını belirtti. “Otellere kayıtlarımız yapıldı ama tarihleri hatırlamıyorum. 2024 Eylül’de G.Ö. ilçe başkanı seçildi, kısa süre sonra da beni Kadın Kolları Başkanı yaptı” dedi. İddiaya göre teşkilat içinde yaşanan anlaşmazlıkların ardından Y.S. görevini bırakmak ve ilişkiyi bitirmek istedi. Ancak bu süreçte G.Ö.’nün kendisine gözdağı verdiğini savundu. Y.S., “Bana, otel kamera kayıtlarını alıp aileme göstereceğini söyledi. Daha önce gittiğimiz bağ evinde de kamera olduğunu, görüntüleri internete sızdırabileceğini dile getirdi. Eğer savcılığa gidersem bunları paylaşacağını belirtti” sözleriyle yaşadıklarını aktardı. Baskılara dayanamayarak hukuki yollara başvurduğunu ifade eden Y.S., Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmi şikayette bulunduğunu açıkladı. aldııgm kaynak: https://www.kaleninsesi.com/foto-galeri/otel-kayitlariyla-tehdit-iddiasi Kaynak: Hayat Gazetesi Ordu

Otel Kayıtlarıyla Tehdit

Devamını oku
Ahmet Piriştina’nın eşi Mine Piriştina, uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düştü. Mine Piriştina, tedavi gördüğü hastanede hayata veda etti. İzmir’in tanınan ve sevilen simalarından biri olan Piriştina, yakınları ve kent halkı tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze töreni, öğle namazının ardından Alsancak’taki Hocazade Camisi’nde düzenlendi. Törene ailesi, yakınları ve İzmir sakinleri katılarak Mine Piriştina için dualar etti. Mine Piriştina’nın vefatı, İzmir’de büyük bir üzüntüye yol açtı. Kaynak: Haber Merkezi kaynak : https://www.kaleninsesi.com/foto-galeri/eski-baskanin-esi-yasamini-yitirdi

Eski başkanın eşi

Devamını oku
Türkiye’nin önde gelen kamu bankalarından Vakıfbank’ta önemli bir hisse satışı gündeme geldi. Türkiye Varlık Fonu (TVF), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na Türkiye’nin önde gelen kamu bankalarından Vakıfbank’ta önemli bir hisse satışı gündeme geldi. Türkiye Varlık Fonu (TVF), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamayla, bankadaki paylarının bir kısmını yabancı yatırımcılara satacağını duyurdu. Türkiye’nin önde gelen kamu bankalarından Vakıfbank’ta önemli bir hisse satışı gündeme geldi. Türkiye Varlık Fonu (TVF), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamayla, bankadaki paylarının bir kısmını yabancı yatırımcılara satacağını duyurdu. Satışın Ayrıntıları TVF’nin elinde bulunan Vakıfbank sermayesinin %74,79’una karşılık gelen 7,4 milyar TL nominal değerli paydan, 152 milyon TL nominal değerindeki kısmı satışa çıkacak. Bu miktar, bankanın toplam çıkarılmış sermayesinin yaklaşık %1,53’ünü oluşturuyor. Satış işleminin “hızlandırılmış talep toplama yöntemiyle” yapılacağı belirtildi. Sürecin küresel koordinasyonu için uluslararası yatırım bankası Merrill Lynch International yetkilendirildi. Satılacak pay adedi ve satış fiyatı, talep toplama sürecinin tamamlanmasının ardından kamuoyuna açıklanacak. İşlemlerin borsa dışında gerçekleşeceği ifade edildi. TVF’nin Payı Azalacak Satış işleminin ardından Türkiye Varlık Fonu’nun Vakıfbank’taki payı %74,79’dan %73,26’ya gerileyecek. Buna karşılık, bankanın serbest dolaşımdaki pay oranı %7,51’e yükselecek. TVF, satış sonrası kalan hisseler için de bir 90 günlük “satmama taahhüdü” (lock-up) verdi. Bu süre zarfında Fon’un, istisnalar dışında elindeki payları devretmeyeceği garanti altına alındı.Stratejik Önemi Vakıfbank, Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından biri olması ve kredi piyasasındaki etkin rolüyle stratejik bir konuma sahip. TVF’nin bu adımı, hem yabancı yatırımcıların Türkiye bankacılık sektörüne ilgisini artırmayı hem de bankanın sermaye yapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Uzmanlar, satışın küçük bir payı kapsamasına rağmen, uluslararası yatırımcı ilgisinin göstergesi olması açısından dikkat çekici olduğuna vurgu yapıyor. Özellikle küresel finans kuruluşlarının katılımı, Türkiye’nin ekonomik görünümü açısından bir güven oyu olarak değerlendirilebilir. Muhabir: Haber Merkezi kaynak: https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/foto-galeri/turkiyenin-dev-bankasinda-kritik-satis

Türkiye’nin Dev Bankası

Devamını oku
Olay, Cumhuriyet Mahallesi’nde sabah saatlerinde yaşandı. İki çocuğunu okula götürmek için evinden çıkan baba, yaya yolunda ilerlerken süratli bir şekilde yanlarından geçen lüks cip sürücüsüne tepki gösterdi. Baba, çocuklarının güvenliği için sürücüyü daha dikkatli olması yönünde sözlü olarak uyardı. Sürücü Aracını Geri Çevirdi İddiaya göre bu uyarıdan rahatsız olan cip sürücüsü, aracıyla bir süre ilerledikten sonra geri dönerek babanın önünü kesti. Aracından inen sürücü, çocuklarının yanında duran baba ile kısa süreli bir tartışmaya girdi. Çocukların Gözleri Önünde Şiddet Tartışmanın büyümesiyle öfkesine hakim olamayan sürücü, babanın boğazını tutarak tokat attı. Çocuklarının gözleri önünde gerçekleşen saldırı, mahalledeki güvenlik kameralarına da yansıdı. Görüntülerde sürücünün aracı park edip baba ile tartışmaya girdiği, ardından şiddete başvurduğu anlar net bir şekilde görüldü. Baba Şikayetçi Oluyor Yaşadığı şokun ardından büyük üzüntü yaşayan baba, olayı polise bildirdi ve şikayetçi olacağını açıkladı. Çocukların olay sırasında büyük korku yaşadığı öğrenildi. Mahallede Tepki Olayı gören mahalle sakinleri, özellikle okul saatlerinde bölgede araçların çok hızlı geçtiğini ve defalarca uyarıda bulunduklarını dile getirdi. Veliler, çocukların güvenliği için yetkililerden acil önlem alınmasını talep etti.

Okul Yolunda Skandal

Devamını oku