Oğlum Deniz, on sekizinci yaş gününden iki gün sonra mutfağa her zamanki heyecanlı gülümsemesiyle girdi. Kolunu sıvadığında gördüğüm manzara karşısında adeta donup kaldım. Omzunun üzerinde son derece gerçekçi şekilde işlenmiş bir kadın portresi vardı. Bu kişi, eski eşim Murat’ın ikinci eşi Selin’den başkası değildi.
İlk anda ne söyleyeceğimi bilemedim. Dövmeye değil, neden böyle bir seçim yaptığına şaşırmıştım. Ona sakin bir şekilde bunun kendi fikri olup olmadığını sordum. Evet dese de verdiği cevaplar tutarsızdı. Dövmenin ücretini bile bilmiyordu. Çünkü parasını kendisi ödememişti.
Masrafları babası karşılamıştı.
Bir süre sonra gerçek yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Selin uzun zamandır aileye tam olarak kabul edilmediğini hissediyor, Murat da bu durumu çözmek istediğini söylüyordu. Deniz’e, üvey annesinin portresini koluna yaptırmasının aile bağlarını güçlendireceğini anlatmıştı.
Ancak asıl neden çok daha ağırdı.
Deniz, Ankara’daki başarılı bir mühendislik fakültesini kazanmıştı. Burs almasına rağmen eğitim masraflarının tamamını karşılayamıyordu. Murat ise oğluna önemli bir teklifte bulunmuştu.
“Eğer bu dövmeyi yaptırırsan üniversite masraflarını ben karşılayacağım. Geleceğini düşünmene gerek kalmayacak.”
Deniz de babasına inanmıştı.
Ne yazık ki bu sözlerin hiçbir yazılı güvencesi yoktu.
Ne ödeme yapılmıştı…
Ne üniversiteyle görüşülmüştü…
Ne de ortada somut bir plan vardı.
Bunu öğrendiğim anda eski eşimin evine gittim.
Kapıyı Selin açtı.
Olanlardan habersizdi.
Murat ona, Deniz’in aile olmanın simgesi olarak bu dövmeyi tamamen kendi isteğiyle yaptırdığını söylemişti.
Gerçeği öğrenince Selin’in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Murat ise yaptığı davranışı savunmaya çalışıyordu.
Ona göre kimse zorlanmamıştı.
Deniz artık yetişkin sayılıyordu ve kendi kararını vermişti.
Ben ise bunun özgür bir tercih olmadığını söyledim.
Çünkü ortada açık bir vaat vardı.
Bir baba, oğlunun en büyük hayalini kullanarak onu istemediği bir şeye yönlendirmişti.
Tam o sırada Deniz de eve geldi.
Doğrudan babasının gözlerinin içine baktı.
“Bana gerçekten üniversiteyi tamamen ödeyeceğine söz vermiş miydin?”
Murat önce kaçamak cevaplar verdi.
“Sana elimden geldiğince yardım edecektim.”
Ama Deniz bunun cevabını kabul etmedi.
“Ben bunu sormadım.”
Uzun süren sessizlikten sonra Murat istemeden de olsa gerçeği itiraf etti.
Aslında bütün masrafları karşılamayı hiçbir zaman kesin olarak planlamamıştı.
Sadece maddi duruma göre destek olacağını düşünüyordu.
Deniz’in bütün eğitimini üstleneceğine dair kesin bir niyeti yoktu.
O an oğlumun yüzündeki hayal kırıklığını ömrüm boyunca unutamayacağımı biliyordum.
Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.