Bir anda, kurtların arasında beliren küçük bir yavru, tüm sessizliği bozdu. Hemen anlaşıldı ki, bu koruma, sadece bir av ya da tehditten değil, hayatta kalma mücadelesinin bir parçasıydı. Sürücü, trenin hızıyla birlikte duygularının da hızla değiştiğini hissetti; bu kurtlar, sadece kendi yaşam alanlarını savunmakla kalmıyor, aynı zamanda bir araya gelmiş bir aileyi koruyorlardı. Onların korkusunu, cesaretini ve bağlılıklarını izlemek, sanki insanlığın en derin ve en ilkel duygularını gözler önüne seren bir manzara gibiydi. Doğanın kanunları karşısında hayvanların, insanlar kadar güçlü bir şekilde koruma içgüdüsüne sahip olduğunu gösteren bu tablo, insana insanlığı sorgulatıyordu. Kurtların arasında, yaşam ve ölüm arasındaki dengeyi temsil eden bir yolculuk vardı; ve bu yolculuk, dikkatsiz gözler için bile bir ders niteliğindeydi. Tren, durmak zorunda kalmıştı; ama belki de gerçek durak, insanın empati ve anlayışla bakmayı öğrenmesi gereken bir yeryüzüydü.