Uzun yıllar hayatımın mükemmel olduğunu sandım

Elimi tutuyor, “Sana borçluyum” diyordu.

Gözlerime bakarken ağlıyordu hatta.
Ben de inanıyordum…
Bu fedakârlığın bizi daha da yakınlaştıracağına.

Ama iyileşmeye başladıkça bir şeyler değişti.

Önce teşekkürler azaldı.
Sonra bakışları.
Sonra da sabrı.

Ben hâlâ çabuk yoruluyordum.
Doktor “kendini yorma” demişti.
Ama Deniz için bu, bir bahaneydi artık.

“Abartıyorsun.”
“Alt tarafı bir böbrek verdin.”

O cümleyi ilk duyduğumda içimde bir şey koptu.
Alt tarafı mı?

Evde her şey eskisi gibi devam etmem bekleniyordu.
Çocuklar, yemek, temizlik, hayat…
Ama ben aynı ben değildim.

Aylar geçti.
Deniz işe döndü.
Yeni arkadaşlar, yeni bir hayat…

Benim yanımda suskunlaşırken, telefonda gülüyordu.
Geç gelmeler başladı.
Bahaneler…
Sonra şifreli telefon.

Bir gece cesaretimi topladım.
“Sana yetmiyor muyum?” diye sordum.

Bana uzun uzun baktı.
Ve hiç beklemediğim o cümleyi söyledi:

“Sen artık eski sen değilsin.”

O an anladım.
Ben böbreğimi vermiştim ama
o kalbini çoktan geri almıştı.

Bir süre sonra gerçeği öğrendim.
İşten genç bir kadın.
“Hayata yeniden tutunmasını sağladığını” söylüyormuş.

Gülümsedim.
Ne ironik…

Hayata tutunsun diye böbreğimi verdiğim adam,
beni hayatından çıkarıyordu.

Boşandık.

Mahkeme salonunda bile bana bakamadı.
Ben baktım.
Çünkü korkmuyordum.

Şimdi çocuklarımla küçük ama huzurlu bir evdeyim.
Yoruluyorum, evet.
Ama geceleri başımı yastığa koyduğumda vicdanım rahat.

Bir böbreğimi verdim.
Ama kendimi kurtardım.

Ve şunu öğrendim:
Bazı insanlar ikinci bir şansı hak etmez,
bazı fedakârlıklar ise sadece seni büyütür.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir