Günün büyük kısmını haber peşinde koşarak geçiriyor, eve döndüğünde yaşadığı olayları heyecanla anlatıyordu. Ne var ki zamanla işler değişmeye başladı. Önceleri geç saatlere kadar çalışması olağan görünüyordu. Daha sonra bazı geceler hiç eve uğramamaya başladı. Telefonla aradığımda çoğu kez kendisine ulaşamıyordum.
Gazetecilik mesleğinin güçlüklerini bildiğim için kendimi yatıştırmaya çalışıyordum. Fakat içimde tarif edemediğim bir tedirginlik gitgide büyüyordu. Bir gece saatlerce bekledim. Sabaha karşı kapı açıldı. Yorgun görünüyordu ama bakışlarında hiç alışık olmadığım bir ifade vardı. “Neredeydin?” diye sordum.
Kısa bir sessizliğin ardından “Önemli bir haber üzerinde çalışıyordum” dedi. Cevabı mantıklıydı ama beni ikna etmeye yetmedi. Aylar geçtikçe aramızdaki mesafe daha da arttı. Bir zamanlar saatlerce sohbet eden iki insan, aynı çatı altında yaşayan yabancılara dönüşmeye başlamıştı. Bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum ama ne olduğunu bilmiyordum.
Sonra bir gün hayatımı kökünden değiştiren o telefon geldi. Numarayı tanımıyordum. Telefondaki kadın alçak bir sesle konuşuyordu: “Eşiniz hakkında bilmeniz gereken şeyler var.” Kalbim hızla çarpmaya başladı. Kadın ertesi gün belirli bir kafede buluşmamızı istedi. O gece gözümü bile kırpmadım. Ertesi gün belirtilen yere gittiğimde orta yaşlı bir kadın beni bekliyordu. Masaya oturur oturmaz çantasından eski bir dosya çıkardı. Dosyanın içinde fotoğraflar vardı.