Tebrikler! Bu çekmeceyi açtığınıza göre özel alanıma izinsiz girdiğiniz kameraya kaydedildi.”
Gerçekte odada çalışan bir kamera yoktu. Sadece eski, bozuk bir güvenlik kamerasını dolabın üzerine yerleştirmiş, kırmızı LED ışığını pil yardımıyla yakmıştım. Ama ilk bakışta gerçek gibi görünüyordu.
Neriman Hanım’ın yüzünün rengi bembeyaz kesilmişti.
“Kamera mı?”
“Evet,” dedim sakin bir sesle. “Son birkaç aydır biri sürekli çekmecemi karıştırdığı için başka çare bulamadım.”
Murat önce bana, sonra annesine baktı.
“Anne… Sen gerçekten çekmeceyi açtın mı?”
Neriman Hanım cevap vermedi.
Sessizlik her şeyi anlatıyordu.
Ben konuşmaya devam ettim.
“Ben sana defalarca söylemedim çünkü kanıtım yoktu. Ama her gelişinde çekmecemin düzeni değişiyordu. Artık bunun tesadüf olmadığını biliyordum.”
Neriman Hanım sonunda savunmaya geçti.
“Ben sadece… düzenli mi diye bakıyordum.”
“İç çamaşırlarımın düzeni seni neden ilgilendiriyor?” Bu soruya verecek cevabı yoktu.
Murat’ın yüzündeki ifade ilk kez değişmişti. İlk defa olayın büyüklüğünü gerçekten kavrıyordu.
“Anne…”
“Ben kötü niyetle yapmadım.”
“İyi niyetle yapan biri insanların yatak odasına gizlice girmez.”
Odadaki sessizlik giderek ağırlaştı.
Neriman Hanım ayağa kalktı, üzerindeki simleri silkeledi.
“Beni rezil etmek için plan kurmuşsun.”
“Hayır,” dedim. “Seni rezil eden benim tuzağım değil. Seni rezil eden kendi davranışın.”Bu cümle onu susturdu.
Çünkü haklı olduğumu o da biliyordu.
O gün fazla kalmadan evden ayrıldı.
Kapı kapanınca Murat salona geçti.
Uzun süre tek kelime etmedi.
Sonra yavaşça bana döndü.
“Galiba sana haksızlık ettim.”
İlk kez bu cümleyi ondan duyuyordum.
“Olanları küçümsedim.”
“Evet.”
“Annemin bunu gerçekten yaptığına inanmak istemedim.”
“İnanmamak başka, beni suçlamak başka.”
Başını öne eğdi.
Haklı olduğumu biliyordu.
Ertesi gün beni şaşırtan bir şey yaptı.
Annesini arayıp hoparlörü açtı.
“Anne.”
“Efendim oğlum.” Efendim oğlum.”
“Bundan sonra haber vermeden bize gelmeyeceksin gorsele ilerleyn devamı sonrki sayfda….Karşı tarafta sessizlik oldu.
“Ne demek istiyorsun?”
“Eve geldiğinde yatak odamıza girmeyeceksin.”
“Ben annenim.”
“Evet. Ama burası bizim evimiz.”
Neriman Hanım sesini yükseltti.
“O kadın seni bana karşı dolduruyor.”
Murat derin bir nefes aldı.
“Hayır anne.”
“Kendi gözümle gördüm.”
“Özel hayatımıza saygı göstermediğini de gördüm.”
Telefon sessizce kapandı.
İlk kez Murat, annesiyle benim aramda taraf seçmiyor; doğru olanın yanında duruyordu.
Aradan birkaç hafta geçti.
Neriman Hanım hiç gelmedi.
Sonra bir gün mesaj attı.
“Gelmeye uygun musunuz?”
Mesajı görünce şaşırdım.
İlk kez izin istiyordu.
Murat bana baktı.
“Kararı sen ver.”
Tamam,” dedim. “Ama bazı kurallarla.”
Ertesi gün geldiğinde eskisi gibi doğruca koridora yönelmedi.
Salonda oturdu.
Kalkacağı zaman bile “Yatak odasına geçebilir miyim?” diye sordu.
“Hayır,” dedim gülümseyerek.
“O zaman gerek yok.”
Konu orada kapandı.
Aylar geçtikçe ilişkimiz yavaş yavaş normale döndü.
Eskisi kadar samimi değildik ama en azından birbirimizin sınırlarını biliyorduk.
Bir akşam Neriman Hanım çay içerken bana dönüp sessizce konuştu.
“O gün çok utandım.”
Bir şey demedim.
“Aslında ilk başta meraktan başlamıştı.”
“Sonra alışkanlık oldu.”
“Yanlış yaptığımı kabul ediyorum.”
Bu sözleri duymayı hiç beklemiyordum.
İnsanların gerçekten değişebileceğine pek inanmazdım.
Ama bazen doğru zamanda konulan net bir sınır, uzun tartışmalardan çok daha etkili olabiliyordu.
O günden sonra ne çekmeceme dokunan oldu ne de odamıza izinsiz giren.
Murat da önemli bir ders aldı. Bir evlilikte güven, sadece büyük sorunlarda değil, küçük gibi görünen mahremiyet ihlallerinde de eşinin yanında durabilmekle korunuyordu.Ben ise şunu öğrendim: İnsanlar sınırlarınızı siz çizmediğiniz sürece onları fark etmez. Saygı istemek kabalık değildir; aksine sağlıklı bir ilişkinin temelidir. O gün kurduğum küçük tuzak, kimseye zarar vermedi ama yıllardır çözülemeyen bir sorunu tek seferde ortaya çıkardı. Bazen en güçlü ders, bağırıp çağırmakla değil, insanın kendi davranışıyla yüzleşmesini sağlayan sakin ama kararlı bir aynayla verilir. O günden sonra evimiz gerçekten sadece ikimize ait bir yuva oldu.