Bu hafta, 53 tutuklu isim ve avukatlarının tahliyeye ilişkin beyanda bulunacak. Bugün, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın söz alması planlanıyor. Öte yandan, perşembe günü Ekrem İmamoğlu’nun da söz almasıyla tahliyeye ilişkin beyanların tamamlanmasının ardından duruşma savcısının ara mütalaa vermesi ve mahkeme başkanının bir ara karar kurması bekleniyor. Bu haftanın sonunda, dosyada yeni tahliye veya tahliyeler olması öngörülüyor.
15:43 MURAT ÇALIK’IN AVUKATI SÖZ ALDI
Resul Emrah Şahan’ın savunmasının ardından avukatı Doğa Şanlıoğlu söz aldı. Avukat Şanlıoğlu, müvekkilinin Beylikdüzü döneminden bu yana örgüt içerisinde olduğunun iddia edildiğini ancak bu konuda herhangi bir suçlama yapılmadığını belirtti. Şanlıoğlu’nun ardından Mehmet Murat Çalık’ın avukatı Fatih Selami Mahmutoğlu, müvekkilinin savunması için söz aldı. Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın avukatının ardından mahkeme başkanı duruşmaya kısa bir ara verdi. Aradan sonra tutuklu Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar sanık kürsüne geldi. Tutuklu Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar, ihaleye davet edilen şirketin SGK borcu olduğu gereçkesiyle hapiste olduğuna vurgu yaptı. İhalenin hiçbir zaman sözleşmeye davet aşamasına geçmediğini belirten Avşar, mahkemeye 11 adet dilekçe yazdığını ifade etti ve “Ben kamu zararı ile yargılanacak bir kişi değilim” dedi.
15:15 RESUL EMRAH ŞAHAN SÖZ ALDI
Ağaç A.Ş.’nin tutuklu genel müdürü Ali Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz’ın ardından Şişli’nin tutuklu belediye başkanı Resul Emrah Şahan savunması için söz aldı. 17 aydır makamında kayyum oturduğunu hatırlatan Şahan, Torun Center’in basit tadilat iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve kesilen 1 milyar TL’lik cezanın tutarını Marmara Belediyeler Birliği’nin belirlediğini ifade etti. Şişli’nin tutuklu belediye başkanı Resul Emrah Şahan, Taşyapı projesinde belediyenin ruhsat ve imar kararları olduğunu söyledi ve “Biz işimizi yaptık. Tespit ettik, ceza kestik, düzelttirdik. İşimizi hakkı ile yaptık” dedi.
TAHLİYE TALEBİNDE BULUNDU
Hakkındaki iddialara yanıt veren Şahan, daha sonra tahliye talebinde bulundu. Şahan, şöyle konuştu: “Sayın başkan, sayın heyet; bu ülkenin birbirine çelme takarak, siyaseti daraltarak, seçilmiş iradeyi işlevsizleştirerek kaybedecek zamanı kalmadı. Benim büyük arzum topluma, yurttaşına güven veren bir ülkede yaşamak. Ben düşman değilim. Arkadaşlarımdan hiçbirisi düşman değil. Ben Ankara’da büyümüş bir memur çocuğuyum. Buradaki hiçbir siyasi arkadaşım ve hiçbir bürokrat arkadaşım da düşman değil. Bu ülkenin insanlarıyız. Evet, özgürlüğümü istiyorum. Kızım 5,5 yaşındaydı, 7 yaşına geldi. Kızıma kavuşmak istiyorum, aileme kavuşmak istiyorum, Şişli’ye kavuşmak istiyorum. Görevime geri dönmek istiyorum. Ama kendim için ayrıcalık istemiyorum. Ben yargıdan, yani sizlerden, bu divandan siyasetin sorunlarını da çözmenizi istemiyorum. Sizlerden tek istediğim, siyasetin tartışmalarından bağımsız olarak hukukun ölçüsünü bu dosyada uygulamanızı istiyorum.
‘BIRAKIN İŞİMİZİ YAPALIM’
Bugün sizlere bu toplumu ayakta tutan şeyin güven olduğunu anlatmaya çalıştım. İşte bugün burada çıkacak karar da tam bununla ilgili. Bu ülkede insan, işini doğru yaptığı için korunacak mı, korunmayacak mı? 17 aydır bunu vicdanımda tartıyorum sayın başkan. 17 aydır. Ve gururla, gönül rahatlığıyla söylüyorum: Ben işimi yaptım. Ailem, dostlarım, çalışma arkadaşlarım, mesai arkadaşlarım gönül rahatlığıyla söylesinler: Resul Emrah Şahan sadece işini yaptı. Ve izninizle son bir söz. 17 aydır uzağında olduğum Şişli’nin sokaklarında, gençler bir cümleyi dolandırıyor, duvarlara yazıyor, afişlerini asıyor: ‘Bırakın Resul Emrah işini yapsın’ diye. Bunu ben yazmadım. Yüzde 70’e yakın oyla kazandığım, oyunu aldığım Şişli yazdı. Aynı cümleyi bugün bu kürsüden tekrar etmek istiyorum. Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım. Teşekkür ederim.”
14:15 DURUŞMA DEVAM EDİYOR
Ara sona erdi, duruşma kaldığı yerden devam ediyor. Ağaç A.Ş.’nin tutuklu genel müdürü Ali Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz söz aldı. Avukat Yılmaz, Ağaç A.Ş.’yle iş yapan şirketlerin 2019 öncesinde hangi koşullarda çalışıyorsa sonrasında da aynı koşullarda çalıştığını belirtti.
13:00 DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Etkin pişmanlıktan yararlanmadığını, herhangi bir suça tanık olmadığını ve bu dosyada sanık olmaması gerektiğini ifade eden Or’un ardından avukatı da müvekkilinin tutukluluğuna dair beyanlarını mahkeme heyetine sundu. Mahkeme heyeti duruşmaya öğle arası verdi. Aradan sonra duruşma Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın beyanlarıyla devam edecek.
12:53 “GÖZÜMLE GÖRMEDİM”
Hüsnü Yüksel Tunar ve avukatlarının tutukluluk incelemesine dair beyanlarının ardından sanık kürsüsüne Murat Or geldi. AKP döneminde de Ağaç A.Ş.’de özel kalem olarak görev yapan, 2019’da İBB el değiştirdiğinde de görevine devam eden Or, savcılıktaki ifadesinin iddianameye yanlış yansıtıldığına değindi ve Ali Sukas’ın herhangi birine para verdiğini kendi gözüyle görmediğini belirtti.
12:34 “BÖYLE BİR ÖRGÜTÜN VARLIĞINI BİLMİYORUM”
itirafçı sanık Ümit Polat’ın avukatının beyanlarının ardından sanık kürsüsüne Hüsnü Yüksel Tunar geldi. Tunar, siyasi bir kimliği olmadığını ifade etti ve “Böyle bir örgütün varlığını bilmiyorum. Kesinlikle içinde olmayı reddediyorum. Gözümle gördüğüm, kulağıma duyduğum şeyleri söyledim. Duymuştum, görmüştüm deseydim şimdi burada değildim. Kimsenin kul hakkına girmek istemedim” dedi. “
AYKUT ERDOĞDU VERİLEBİLECEK CEZAYI PEŞİNEN ÇEKMİŞ OLDU”
Günün ilk beyanda bulunan ismi ise tutuklu CHP’li eski milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı ve aynı zamanda eşi Tuba Torun oldu. Torun, Erdoğdu hakkında TCK 282 kapsamında doğrudan ve somut delil bulunmadığını savunarak suçlamanın Ertan Yıldız’ın etkin pişmanlık beyanı, Serkan Aydın’ın ifadesi, baz kayıtları ve bir dekonta dayandırıldığını söyledi. Bu delillerin birbiriyle örtüşmediğini belirten Torun, Yıldız ile Aydın’ın ifadelerinde iddia edilen paranın “bağış” olarak nitelendirildiğini, miktarlara ilişkin anlatımların da farklılık gösterdiğini kaydetti. Dosyadaki HTS ve baz kayıtlarında Erdoğdu’nun Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu veya İSTAÇ yetkilileriyle suçlamaya konu bir görüşmesinin bulunmadığını belirten Torun, Vega Hereko projesine ilişkin işlemlerin hukuka uygun biçimde yürütüldüğünü savundu. Torun, İSTAÇ Yönetim Kurulu’nun sözleşmeyi rüşvet olduğu iddia edilen paranın verildiği ileri sürülen tarihten bir gün önce onayladığını, işlemin daha sonra Belediye Encümeni tarafından da oy birliğiyle kabul edildiğini söyledi. Ertan Yıldız’ın beyanlarının çelişkili olduğunu öne süren Torun, Serkan Aydın’ın sağlık durumu ve ifadesindeki “hatırlamıyorum” şeklindeki anlatımlar nedeniyle beyanının güvenilirliğinin de tartışmalı olduğunu savundu. Erdoğdu’nun 15 aydır tutuklu olduğunu vurgulayan Torun, “Müvekkil ne yazık ki verilebilecek cezayı peşinen çekmiş oldu” dedi. Torun, delillerin toplandığını, kaçma veya delil karartma şüphesinin bulunmadığını belirterek Erdoğdu’nun tahliyesini istedi.
11.45 “SUÇUM BAKİ AYDÖNER’İN KARDEŞİ OLMAKSA BUNU DEĞİŞTİREMEM”
Daha sonra tahliye talebinde bulunmak için kürsüye CHP PM üyesi Baki Aydöner’in kardeşi Bulut Aydöner geldi. Aile şirketi üzerinden yaptığı bir ticari işleme yönelik iddialarla suçlanan Aydöner, şu ifadeleri kullandı: “Benim anlattıklarımın ve sunduğum resmî belgelerin hangi kısmı inandırıcı bulunmuyor? İnandırıcı kelimesi aslında tam buraya oturmuyor çünkü sunduğum belgeler sorgulanabilir değil. Tapu kayıtlarını, ödeme sürecini ve ticari işlemin bütün aşamalarını gösteren Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî belgelerini sundum. Buna rağmen benim delilli ve belgeli beyanlarıma değil, Serbülend Danış’ın uydurma beyanlarına itibar edilerek tutuklandım halen de tutukluyum.” Beyanlarıyla tutuklandığı Serbülend Danış’ın önce İBB dosyası kapsamında firari duruma düştüğünü, daha sonra CHP’li abisi Baki Aydöner’in tutuklanmasıyla ifade vermek için savcılığa gittiğini aktaran Aydöner, “İddia ettiği bir zararı varsa bile Serbülend kamu kuruluşu mu? Neden tutuklanıyorum? Neden gidip hukuk davası açmıyor? Çünkü derdi arsalar değil, şüpheli olduğu dosyadan kurtulmak için Ekrem İmamoğlu diyor, ‘sistem’ diyor, Baki Aydöner diyor ve beni tutuklatıyor. Aklım, mantığım almıyor artık” diye konuştu. Aydöner, savunmasının sonunda şu ifadeleri kullandı: “15 metrekarelik odada 9 kişi kalıyorum Tuvalet için 1 saat, duş almak için ise saatlerce sıra bekliyorum. Bir yandan da sağlığımla ilgili mücadele veriyorum. Ameliyatımı daha iyi koşullarda olabilmek, sonrasında hayati risk yaşamamak için aylardır bekliyorum. İnsan onuruna yakışır şekilde tedavi olmak benim hakkım değil mi? Allah kimseye bu kötü koşulları yaşatmasın diyeceğim ama bana suç isnatında bulunan şahıs ben bunları yaşarken teknesinde tatil yapıyormuş. Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner’in kardeşi olmamsa bunu değiştiremem. 14 aydır sabrediyorum, hala adaletin gerçekleşeceğine inanmak istiyorum.”
12.30 TALEPLER DEVAM EDİYOR
Daha sonra talep sırası gelen ve etkin pişmanlık ifadeleri vermesine rağmen tahliye olmayan Ağaç AŞ çalışanı Ümit Polat salonda yer almadığı için avukatı Sevgi Dağdemir söz aldı. Dağdemir’in kısa konuşmasının ardından iş insanı Hüsnü Yüksel Tunar, tahliye talebi için kürsüye geldi. Tunar, tahliye talebinde hakkındaki suçlamaların yalnızca Kadir Gümüş ve Ali İhsan Mengir’in beyanlarına dayandığını belirterek, özellikle Gümüş’ün ifadelerindeki çelişkilere dikkat çekti. Gümüş’ün birden fazla kez ifade verdiğini ve iki kez etkin pişmanlıktan yararlandığını söyleyen Tunar, “Birincisinde söylediği ile ikincisinde söylediği tamamen farklı. Ne rüşvetin miktarı, iddia edilen rüşvetin miktarı tutuyor ne sefer sayısı. Birinde diyor ki iki kez verdim, birisinde diyor üç kez verdim” dedi. Rüşvet iddiasının zaman bakımından da belirsiz olduğunu söyleyen Tunar, Gümüş’ün olayların yalnızca “2024 yılı içinde” gerçekleştiğini söylediğini, MASAK kayıtlarındaki para çekimlerinin ise mayıs ayına işaret ettiğini belirtti. Söz konusu tarihlerde Gümüş ile herhangi bir baz kaydının bulunmadığını aktaran Tunar, iddiayı tamamen reddetti. Tunar’ın avukatı Elif Hilal Çopur ise Tunar’ın daha önce, aynı dönemde Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasına da bakan ve daha sonra HSK kararıyla Kahramanmaraş’a atanan hakim Ali Doğan tarafından tahliye edildiğini hatırlattı. Doğan, Tunar hakkındaki beyanların doğruluğunun henüz araştırıldığını ve bu beyanların tek başına tutuklama için yeterli olamayacağını belirterek tahliye kararı vermişti. Savcılığın itirazının reddedilmesinin ardından Tunar dört gün sonra yeniden tutuklandı. Beyanları sırasında gözyaşı döktüğü görülen Çopur, “Müvekkilin kızı geçen hafta görüş sırasında bayıldı ve ambulans geldi. Babası dördüncü evre kanser hastası. Yani yanında olamıyoruz, telefonlarına çıkacak bir yüzüm yok. Anlatsam tesiri yok, sussam gönül razı değil. Tutukluluk çok ağır bir tedbir, hatta cezanın kendisi zaten. Mazlum olmak zalim olmaktan iyidir ama artık adil olmanızı istiyorum” diye konuştu.
“SAVCILIK İFADEM İDDİANAMEYE YANLIŞ YANSIMIŞ”
Daha sonra kürsüye, Ağaç AŞ çalışanı Murat Or geldi. Savcılıkta verdiği ifadesinin iddianameye yanlış yansıtıldığını hatırlatan Or, “Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmedim. Etkin pişmanlıktan yararlanmıyorum. Herhangi bir suça tanık olmadım” ifadelerini kullandı.
13.00 İLK ARA VERİLDİ
Or’un avukatının kısa beyanlarının ardından duruşmaya ilk ara verildi. Aranın ardından Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın tahliye talebinde bulunması bekleniyor. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı “ihbar eden” sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı “suçtan zarar gören” sıfatıyla yer alıyor. İddianamede, 16 kişi “müşteki”, 7’si firari, 5’i “müşteki sanık” olmak üzere toplam 407 kişi “sanık” olarak bulunuyor. İddianamede yer alan “örgüt şemasında”, Ekrem İmamoğlu’nun “örgüt elebaşı”, sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu’nun da “örgüt yöneticisi” olduğu belirtiliyor. Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu’na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77’sinin Fatih Keleş’e, 35’inin Murat Ongun’a, 8’inin Ertan Yıldız’a, 7’sinin Hüseyin Gün’e, 6’sının Murat Gülibrahimoğlu’na ve 6’sının da Adem Soytekin’e bağlı olduğu iddia ediliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun “suç işleme amacıyla örgüt kurmak”, “kişisel verilerin kaydedilmesi”, “kişisel verileri ele geçirme ve yayma”, “suç delillerini gizleme”, “haberleşmenin engellenmesi”, “kamu malına zarar verme”, “rüşvet”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “irtikap”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “ihaleye fesat karıştırma”, “çevrenin kasten kirletilmesi”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet” ve “Maden Kanunu’na muhalefet” suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş’in 48 kez “rüşvet”, “rüşvet alma”, “rüşvet verme”, 55 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 39 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, 8 kez “suç gelirlerini aklama”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “irtikap”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “haberleşmenin engellenmesi” suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun’un “rüşvet”, 53 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 33 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile “suç gelirlerini aklama” suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız’ın “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin’in “rüşvet”, “zincirleme şekilde rüşvet”, “irtikap” ve “suç gelirlerini aklama” suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu’nun “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç gelirlerini aklama”, “evrakta sahtecilik”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün’ün “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme” suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez “rüşvet alma”, 2 kez “irtikap”, “kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın ise 7 kez “rüşvet alma” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
BİRLEŞEN DOSYA
Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney’in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti. İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli’nin “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme” ile “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 9 yıl 8’er aydan 31 yıl 8’er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyor.