44 Yaşındayım dulum benden yaşça küçük bir adamla

44 Yaşındayım dulum benden yaşça küçük bir adamla

Eşim öldükten sonra evin içinde tek başıma kalmanın sandığımdan çok daha ağır olduğunu anladım. İnsan dışarıdan baktığında dul bir kadının yalnızlığını sadece akşamları evin sessizleşmesi sanıyor. Oysa mesele bundan çok daha fazlasıydı. Musluğu bozulduğunda kimi arayacağımı, kışın kombi arızalandığında ne yapacağımı, ağır bir koliyi kaldırmam gerektiğinde kimseden yardım isteyemeyişimi her geçen gün daha fazla hissediyordum. 44 yaşındaydım ve yıllarca birlikte yaşadığım adamı kaybettikten sonra kendimi bir anda hem kadın hem anne hem de evin bütün yükünü taşıyan kişi olarak bulmuştum.

 

İki yıldır böyle yaşıyordum. Çocuklarım büyümüş, kendi hayatlarına gitmişti. Beni seviyorlardı ama onların da kendi sorumlulukları vardı. Ben ise her gece aynı koltuğa oturuyor, televizyonu açık bırakıyor, sırf ev sessiz kalmasın diye sonuna kadar sesini yükseltiyordum. Bazen kendime itiraf edemediğim bir şey vardı: Yalnızlıktan korkuyordum.

Tam o dönemde hayatıma Kaan girdi.

Kaan benden dokuz yaş küçüktü. İlk tanıştığımızda yaş farkını önemsememiştim. Mahalledeki marketin önünde bozulan arabamın kaputuna bakarken beni fark etmiş, yardım teklif etmişti. Elindeki poşetleri yere bırakıp yanıma gelmiş ve hiç tanımadığı bir kadının arabasıyla uğraşmaktan zerre kadar çekinmemişti. İşini bitirdiğinde para teklif ettiğimde gülerek başını salladı.

“Bana para vereceğinize bir çay ısmarlayın,” dedi. “Daha çok işime yarar.”

O gün gerçekten çay içtik. Sonra bir çay daha içtik. Ardından konuşmalarımız uzamaya başladı.

Kaan’ın en dikkat çekici tarafı yakışıklılığından çok sakinliğiydi. Yanındayken kendimi yaşlı ya da eksik hissetmiyordum. Aksine, yıllardır unuttuğum bir şeyi yeniden hatırlıyordum: Ben hâlâ bir kadındım. İlgi görmek, merak edilmek, eve geldiğimde birinin “Günün nasıl geçti?” diye sorması bana tahmin ettiğimden çok daha fazla iyi geliyordu.

Bir akşam beni eve bırakırken kapının önünde uzun süre konuşmadık. Sadece birbirimize baktık. Kaan bir adım yaklaştı, sonra durdu.

“Benden korkuyor musun?” diye sordu.

“Neden korkayım?”

“Çünkü bana bakarken bazen kendinle mücadele ediyormuşsun gibi görünüyorsun.”

Sözleri içime öyle dokundu ki cevap veremedim. Çünkü haklıydı. Ondan değil, kendimden korkuyordum. Çevrenin ne diyeceğinden, çocuklarımın nasıl karşılayacağından, yaşı benden küçük bir adamın gerçekten beni isteyip istemediğinden korkuyordum.

Aradan aylar geçti.

Kaan bana evlenme teklif ettiğinde ilk söylediğim şey “Hayır” oldu. İkinci söylediğim de “İnsanlar ne der?” oldu. O ise sadece ellerimi tuttu.Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz.. 

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir