babam beni evden kovup

babam beni evden kovup

Kırk dört yaşında hamile olduğumu öğrendiğim gün, sevincimden ağlayacağımı sanmıştım. Oysa birkaç saat sonra aynı gözyaşlarının hayatımda açılacak en büyük yaraların habercisi olacağını bilmiyordum. Elimdeki test sonucuna tekrar tekrar bakarken ellerim titriyordu. Yıllardır çocuk sahibi olamayacağımı düşünmüş, artık bu ihtimali hayatımın bir köşesine gömmüştüm. Ama o küçücük işaret, bana hayatın bazen insanın vazgeçtiği yerde yeniden başlayabileceğini gösteriyordu.

 

Eşim Cem, haberi duyduğunda beni kollarının arasına alıp uzun süre hiçbir şey söylemeden ağladı. Sonra yüzümü iki eliyle tutup, “Bize bir mucize geldi,” dedi. Ben de başımı göğsüne yaslayıp gülümsedim. Fakat bu mutluluğu babama söylediğimizde yüzündeki ifade bir anda değişti. Önce yanlış duyduğunu sandım. Sonra kaşlarını çatıp bana uzun uzun baktı.

“Sen kırk dört yaşındasın,” dedi. “Bu yaşta çocuk mu dünyaya getirilir?”

Sesi öylesine sertti ki, içimdeki bütün heyecan bir anda sönmeye başladı. Annemi yıllar önce kaybetmiştik ve babamla aynı evde yaşıyordum. Onun için hâlâ kararlarını dinlemek zorunda olan küçük kızı olduğumu düşünüyordu. Ama ben artık kırk dört yaşında bir kadındım ve ilk kez kendi hayatım hakkında verdiğim bir kararın arkasında durmak istiyordum.

“Baba, bu benim bebeğim,” dedim sakin kalmaya çalışarak. “Belki de hayatım boyunca beklediğim şey buydu.”

Babam masaya sertçe vurdu.

“Ben bu evde hamile bir kadın istemiyorum!”

Cem ayağa kalktı ama kolundan tuttum. Kavga çıkmasını istemiyordum. Babamın öfkesinin geçeceğini düşündüm. Yanılmıştım. O gece odama girdi, dolabımdaki kıyafetleri yatağın üzerine fırlattı ve tek bir cümle söyledi:

“Yarın sabah bu evden gideceksin.”

O an ne diyeceğimi bilemedim. Kendi babam tarafından, hayatımın en savunmasız dönemlerinden birinde kapının önüne konuluyordum. Üstelik hamile olduğumu öğrendiğim daha yirmi dört saat bile olmamıştı. Cem beni sakinleştirmeye çalıştı ama onun da yapabileceği fazla bir şey yoktu. Küçük bir evde kirada yaşıyorduk ve birikimimiz bebeğin ihtiyaçları için bile sınırlıydı.

Sabah olduğunda birkaç çantamla kapının önünde kaldım. Babam perdeyi bile aralamadı. Kapıyı çaldım.

“Baba…”

İçeriden sesi geldi…. Devamı Diğer sayfada

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir